Akışta yaşayan dakik birey?

Kayıt Tarihi: 25.04.2025 09:26 - Son Güncelleme: 18.04.2026 09:11
YAZI
A

Dakik olmak ile akışta olmak iki farklı kavram mı? Dakik olan biri akışta olamaz mı? Ayın başından ayın sonuna kadar her işimi planlayan biriyim ki bu da bazen çok robotik hissettiriyor ancak diğer türlüsü de beyhude bir yaşam gibi gelmekte bana. Çünkü aynı anda 2 yerde olamıyorum, planlamam gerek.

Bir anda bambaşka bir yer çıkıyor tabii elimde olmadan. Örneğin uzun süredir beklediğim ünlü bir iktisatçının konferansını kaçırdım. Bazen ne olursa olsun olacak şeylerin önüne geçemiyorsunuz maalesef. O kadar çok dillendirdim ki heyecanımı, bacağım kopsa elime alır yine de giderim bile diyordum üstadın dersini dinlemek için.

Elbette gidemedim diye bu dünyamın sonu olmadı. Ne anlattığını birkaç kişiye sorunca onların çok cezp etmediğini derste işlediğimizin biraz ilerisi gibi olduğunu pek anlamadıklarını ancak adamın tatlı bir amcaydı demeleri biraz tebessüm ettirdi. Çünkü ilgi alanlarımız farklıydı. Belki onların hobileri, iyi oldukları alanlarda bende sıkıntı hissedebilirim ki bu yüksek bir ihtimal. Hayatın her zaman istediklerimi bir anda önüme veremeyeceğinin bilincinde büyüdüm.

Bazen kayıplarım uzun süreli oldu hatta bazılarını geri almam mümkün de değil ancak hep bir sonuca ulaşmamız gerekmiyor bence. Kaybedilmiş gibi görünen kazanımlar, biz ne kadar planlarsak planlayalım hayatın getirdiği ve götürdüğü de bir deneyim olarak kalıyor sonucunda bizlere. Phil Knight bu dediklerimi yani insanın kendi kayıplarını da başarı saymış bilgiyi gayrimenkul bir değer gibi gördüğünü söylemiş. Düşüncelerine çok önem verdiğim işletme hocam dersinde kısacık bir cümle kurmuştu.

“Bazen sadece yolda olmanız gerekir.” Aslında bu sözü öncesinde birçok yerde okudum Phil Knıght’ın yazmış olduğu ayakkabı gurusu adlı kitapta da geçiyordu ‘hedef eylemin kendisidir’ diye sonrasında araba tekerleği reklamlarında ve daha nice nerde. Sanırım doğru yerde ve kişiden duymam gerekti. Hayat doğru yerde, doğru zaman ve doğru eylemlerle güzel. Doğru kelimesini kullanmaktan kastımın hata payı olmayan olarak kullanmadığımı belirtmekte fayda var.

Hata olmayan ütopik bir dünya olsaydı hatasız diye de bir kavram olamazdı. Bazen yanlış olarak adlandırdığımız bir olgu başka bir yerin veya kimsenin en büyük doğrusu oluyor. Gerçi günümüzde ne yanlış ne doğru bilinse bile gözlerimizi kapatıp susmuyor muyuz? Kulaklarımızın duyduğunu ırk, ideolojik farklılıklarla gölgelendirmiyor muyuz?

Aslında hepimiz kendi hayatlarımızdaki en ufak şey için dakik toplumsal konular için “akışa” sığınan kimseler değil miyiz okuyucum?  Edip Cansever’in dediği gibi “Öyle dalmışım ki kendi içime, dünya bir anlığına beni unuttu sandım; sonra bir rüzgâr esti hatırladım.”

Dış dünyanın sert rüzgarları akışın içindeki dakikliği ile yüzümüze serin bir şekilde eserken, bırakın biraz yüzümüze gelsin. Üşüyenin kalp değil de yüz olması büyük bir nimet.

ETİKETLER:

Nisa Nur KULU

Nisa Nur KULU

Yazarın Diğer Yazıları