Sıradanlık büyüsü
Bazen büyü en sıradan anların içinde saklıdır. Herkes mutlu olmak ister. Mutluluk nedir deyince ise refaha ulaşılmış konforlu bir hayat, sağlıklı bir vücut, iyi bir çevre, kahkaha dolu bir hayat geliyor akla. Elbette bunlar çok güzel şeyler. Ancak şu sıralar çocukluk arkadaşlarımı, ailemi, rutine ettiğim şeyleri, kanayan yaram için ağladığımda arkadaşlarımın beni sakinleştirmek yerine hep beraber paniklememizi, ağlayarak gelince koruyup kollamalarını ve daha birçok şeyi özledim. Sürekli geçmişin izlerine bakarsak yarın atacağımız adımda yere düşmemizin çok normal olduğunu biliyorum. Başıma istediğim bir olay gelmiyorsa, benim çıkarmam gereken ders var der düşünür ve dersi özümseyip yola devam ediyorum. Zaten dersi tek seferde anlamazsam tekrardan yaşıyorum. Ancak tebessüm getiren anılarım aklıma gelince ve bu sıralar yeni düzeni oturtmaya çalıştığım yaşamım, devam eden öğrenim sürecimin farklılık ve zorlayıcılığı ile beni savuran kültürü görünce eskiden daha az çabada ile daha mı mutluydum düşüncesi aklıma geliyor. Örneğin arkadaş grubunda hepimiz farklı ülkelerdeniz, farklı yaşamlarımız tarzlarımız ve anılarımız var. Ancak şimdi o anları özlüyoruz. Hep zaman ilerleyince mi o anın kıymetini biliriz? Değer zamanınca bilinmeyince aynı bir çiçek gibi solarmış. Kasadaki kadınla bir dakikalık sohbet, birinin duasında sana yer vermesi bunlar sıradan anılarda yer alan sihirli anlar. Sizlerin de çocukluğunuzda tebessüm ettiren anıları düşünüp biraz tadını anlamanızı istiyor ve dün ve bugün ağzınızdan çıkan sözün dua niteliği taşıdığını hatırlatmak istiyorum. Bugün ki yaşamınız geçen sene ki duanızın karşılığı olabilir.. Unutmayın ki her mevsim her duygu kendi zaman diliminin bir salise dışına çıkamıyor. Aynı dünyamızın da kendi etrafında belli bir düzende dönmesi gibi. Bir cm bozukluk nasıl felaketimiz oluyorsa bugünümüzden biraz fazla ilerisini veya gerisini düşünmek de aynı şekilde ruhsal huzurumuzun felaketi olur. Sıradan sihirli anlarınızı sinirle değil şevkatle kabul etmenizi umuyorum. Bu haftanın konusu ile ötüşen, simyacı ve veronika ölmek istiyor kitapları ile sükse yapmış olan benimde bu iki eseri severek bitirdiğim Paulo Coelho’nun “simyacı” eserini öneriyorum. Kahramınımız Santiago eşliğinde endülüsten mısırın piramitlerinin eteklerine olan bu yolculukta kendinizden izler görmeniz dileğiyle..


