AZ’IN NE KADAR ÇOK OLDUĞUNU YOK BİLİR
İnsan elindekinin kıymetini kaybedince anlar hep. Yokluk gören için az, çok olabilir. Babası ölen bir çocuğun perspektifinden yeni bir mont çok olabilir. Annesi ölen bir çocuk için teyzesinden bir kap daha aş istemek çok olabilir.
Bittabi çokluk içindeki birisi için de az, hiç olabilir. İstediği otomobilin bir düşük modeline binmeyi kendine yakıştıramayabilir sürekli ilgiye bağımlı büyümüştür normali sinirlerini yıpratabilir. Bunun için iki tarafa da saygı duyulmalıdır.
Farklı ortamlara maruz doğmak kişinin elinde değildir. Az ile yetişen birisi ile çok ile yetişen birisini birbirinden ayıran durumlar olduğu gibi birleştirici durumlar da vardır. Bu birleştirici duruma en büyük faktör sevgi ve nefrettir.
Kişi elinde olan veya olmayan sebeplerden olduğu durumda iken başka birinin olduğu durumuna saygı duymalıdır. Kişinin dünyevilikleri çıkarılınca eşittir. Yeryüzünden ne kadar maddiyatı çok medeniyetler geçmiş olsa da bir o kadarda maddiyatı sıfıra yakın medeniyetler de geçmiştir.
İşin sonunda ikisi de sonsuzluğa elleri boş uğurlanmıştır. Şuan yeryüzünde bile sadece derin huzurlu bir nefesi umut edenler ile istediği telefon serisinin ilk sürümünü almak için umut edenlerin sıradanlaşmış uyumsuzluğu var.
Elbette iki farklı umudu da eleştirmemiz mümkün değil. Çünkü farklı şartlara tâbi tutulmuş bireyler var. Burada eleştirilecek nokta birbirinden haberdar oldukları halde istekli körlük sergiyenlerdedir.
Her halin geçici olduğunu bilen bireylerin toplumda çoğalması dileğiyle. Yazdığım bu satırları Halil Cibran’ ın “gezgin” kitabındaki heykel metnini okumanızı tavsiye eder sonra denemede ele almış olduğum konuyu tekrardan düşünüp okumanızı tavsiye ediyorum.
SAHİPLİ ZİHİNLER
Zihin kişiye özeldir denir. Ancak yaşadığımız çağ için bu cümle doğru mudur? Özellikle sosyal medya araçları ile bu öznellik işi git gide yok oluşa evirilmeye başladı. Artık elinde güçlü insan kitlesi olan, o zihinlerin sahibi de denilebilir.
İlk başlarda düşünceleri garipsenecek olsa bile sonraları bu bağımlılık verici medyaya bekli uyum sağlama isteği veya ortamda sırıtmamak için bu hareketler yapılmaya başlanır. Ve sonraları normalleştirilir bu da ilgili kitle sahibini daha uç hareketler yapmaya iter. Hareketleri sınıra getirdiğinde ise linç tayfası tarafından adeta parmak şıklatarak aynı bir illüzyonist gibi o topluluk uyandırılır. Tabi ki bu sınıra gelmeden ki hareketlerinde değiştirileceğini garanti etmez.
İşin ironik kısmı bu linç tayfası da başka bir rol model edinip başka bir rol modele kin tutuyor olabilir. Hiçbir ideolojiyi sorgulamadan devam edenler yani zihnini ücretsiz bağışlayan insanlara, ışık tutan zihinler karanlık olarak görünse de vicdan ve akıl muhakemesini dengede tutan insanlar için bu problem yaratmayacaktır.
Çiçeklerin çöplüklerden güzel olduğuna sinekleri ikna edemezsininiz lahzasını aklımızın bir köşesine koysak da nefes aldığımız sürece değişim için de umut olduğunu unutmayalım. Cümlelerimi ünlü matematikçi ve meteorolog Edward Lorenz’in “Amazon’da bir kelebeğin kanat çırpması, Teksas’ta bir kasırgaya yol açabilir” deyimiyle bitirmek istiyorum.
Umalım ki bizim bilinçli veya bilinçsiz hoş bir hareketimiz başkasının dünyasında umut dağına çıkacak merdiveni oluştursun.


