Bakan göz gerçeği görseydi ne olurdu?
Güzel bakan güzel görür. Bu herkesin zihninin bir yerinde pelesenkleşmiş cümle. Gerçi günümüz de ne kadar uygulanıyor bilemiyorum. Güzel bakan güzel görseydi neden herkes aynı üretim şekli ve aynı fabrikaya ait çıkışlı gibi geziyor?
Roma’da güzellik kavramı kocaman kara gözler, koyu renk saçlar, esmer tenken Orta Çağda ise sarı saçlar, düz burun, ince kaşlar ve zayıf beden popüler. Dönem dönem insanların kültür ve yaşamlarına göre güzellik farklılıklar göstermiş. Ancak artık günümüzde sosyal medyanın da etkisi ile daha fazla kişi aynı olma isteği güdüyor veya bunun güdülmesi gerekiyor düşüncesi insanlara entegre ediliyor.
Zamanında hayata dön isminde Gülseren Budayıcıoğlu’nun yazdığı bir kitabı okuma fırsatım olmuştu. Ala isminde bir danışanı ile diyalogunda anlatıyordu. O kadar güzel bir üslupta yazılmıştı ki sanki o konuşmayı bir yere oturmuş bende dinliyordum. Neyse biz kitaba geri dönelim, zamanında lotus ayak denen bir güzellik trendi çıkmış. Ayakları sıkıca bağlanan kadınlar acı eşliğinde yaşamakla kalmayıp yürüyememe, parmak veya doku kaybı gibi daha nicede hastalıklarla baş başa kalmışlar.
Aralarındaki güzellik yarışmalarında da ayakları dönemin statü sahibi olarak nitelendirilen lotus ayaklar yarışırmış. Ayakları bağlanmamış alt tabaka olarak nitelendirilen kadınlar da en arkadan izlermiş. Çünkü onlarla da ördek ayak diye alay edilirmiş. Kesinlikle tavsiye ediyorum kitabı okumanızı. Freud’dan, güzelliğe birçok konu, birçok yaşanmış veya yaşanması muhtemel olay alınmış eserinde.
Biz kime veya neye güzel görünmek zorundayız. Kendimize mi başkasına mı? İnsan aynada kendine tebessüm ederek bakıyorsa güzeldir, illa çirkin denen bir kavram kullanılacaksa bu karşısındakinin çekince haline getirmeyeceği olguyu beyan eden dildir. Soysal medya, sosyal çevre ve daha bir sürü etken destek çıkıp tozpembe gibi gözükmesi gerekirken siyah zihniyetlerin eserleri günümüzde daha da aktif rol oynuyor.
Sosyal medya yokken sadece yakın çevreden duyumsanan bu sözler azdı çünkü insanlarda çekince vardı; bu söz bana yakışır mı, karşımdakinin ruhunda bir çizik oluşturur mu? Günümüzde biri kuyuya olumlu olumsuz taş atıyor diğerlerinin büyük çoğunluğu da destekleyip kuyuyu dolduruyor. Burada lafı edenin üslubuna ve ne amaçla ettiğine bakmalı. Her ağızdan çıkan lafı duymak gerekmez, sadece işitmek gerekir.
Aynı bakmak ile görmek kavramında ki gibi. Düşünün görmenin bile 7 türü var. Umarım ki hayatınızdaki güzellik kavramını ne sadece görülecek ne de bakılacak bir eylem olarak görmeyen insanlarla yollarınız kesişsin.


