KAHKAHA EVİNİN AĞLAYAN MERDİVENLERİ (1)

Kayıt Tarihi: 14.11.2025 13:46 - Son Güncelleme: 18.04.2026 09:11
YAZI
A

Bundan yüzyıllar önce herkesin hayranlıkla baktığı bir ev varmış. Bu ev öylesine görkemliymiş ki dünyanın öbür ucundan insanlar bakmaya gelirmiş. Evin pencerelerindeki safir ve yakut işlemelerine dışarıdan bakan insanlar hayran olur içeri bir kez girmek için ev sahibine yalvarırlarmış.

Evin dışı geceleri la peregrina incisi gibi parlar bahçesindeki ayçiçekleri geceleri bile başlarını eğmek istemezmiş. Bu şekilde yıllar geçmiş ve yeni ev sahibi bir karar vermiş.

Evlerinin 100. yılına özel halktan bir kişiyi evde iki gece ağırlamak istemiş. Halk çok heyecanlanmış. Ev sahibi herkes tarafından bilinen orta halli bir ailenin ortanca çocuğu olan Arif’i seçmiş. Arif heyecanlı bir şekilde şatafatlı bahçeden elmas kapıya doğru ilerlemiş.

Ev sahibi önce içeriyi mi yoksa dışarıyı mı gezmek istersin diye sormuş. Arif heyecanla içeri demiş. İçeri girdiklerinde onları koskoca bir lobi karşılamış. Dışarısı kadar değerli taşlar olmasa da lobi de göz alıcıymış.

Gümüş şamdanlar evin her yerindeymiş. Derken arsenopirit korkuluklara bakarak iyice incelemeye başlamış. İlk kattaki odalar özellikle de ana salon ve mutfak neredeyse hiç kullanılmamış, duvarlarına hiç muhabbet değmemiş gibi gözüküyormuş. İkinci kata çıkınca ise neredeyse bayılacak gibi hissetmiş kendisini.

Bu kat ilk kata göre o kadar kasvetli ve sadeymiş ki ağzı açık kalmış. Ev sahibi kalacağı odayı göstermiş. Odası hep dışarıdan baktığı safir ve yakutlardan oluşan o pencerenin ait olduğu odaymış. Ancak içerisi mücevheri olmayan hatta düzgün bir ışık kaynağı bile olmayan bir yermiş.

Odada yanan şamdanlar odanın kasvetini arttırırken yerdeki aslan kürkü ayağını yere koymasına engel olacak kadar ürkünçmüş. Koca yatağının etrafını saran uzun tüllerin yanındaki komodinin üzerindeki mektup dikkatini çekmiş. Kurumuş inci çiçeklerini eliyle kenarıya itip altındaki iki kâğıdı okumaya başlamış. Kâğıtlar evi yapan adama aitmiş...

 

ETİKETLER:

Nisa Nur KULU

Nisa Nur KULU

Yazarın Diğer Yazıları