ÖLÜNCE ARDIMIZDA NE KALIYOR
“Şıklık üzerindeki kıyafetten çok, bir kişilik meselesidir.” demiş Jean Paul Gaultier. İyi de kişilik meselesi derken neyi kast ediyor? İyi bir kişi nasıl olmalı?
Bu soru insanoğlunu varoluşsal sancılarla inancının veya inanmadığının getirdiği yaşam standardıyla kıvrandırıp durmuştur yıllar boyunca. Günümüz insanına bakılınca artık herkesçe pek düşünülmediği açık. Ancak genel olarak iyi kavramı nasıl olmalı bunu düşünecek olursak bir çocuğa masumca tebessüm etmek, bir ağaca su vermek, inancı ne olursa olsun karşısındaki kişinin acısına saygı duymak.
Bu günlerde tüm dünyadaki ölümün acısı bir yana memleketimin yüreğindeki acıya yeni acılar ekleniyor. Pençe-kilit harekâtı bölgesinde, metan gazından etkilenerek şehit olan korkusuz askerlerimizden bahsediyorum. Ne şerefli bir ölümle baş başa bırakılmışlar ki İslam dinince şehitlik mertebesine nail olmuşlar. Yiğitçe ve beden tesliminin en şereflisi ile hayatını kaybeden aziz şehitlerimiz iyi kavramını fazlası ile dolduruyor.
Sevgili okuyucum iyi olmakla ilgili verdiğim güncel örneği sadece İslam dini üzerinden ilişkilendirme. Kendilerince belirtilen diğer ideolojiler, söylemler hepsinde iyi ve kötü vardır. İnsan da hata yapma eğilimi vardır aynı istiğfar etme eğilimindeki gibi. Yine şehitlik konusu üzerinden bakalım mesela ideoloji farklılığı dışında, Hıristiyanlıkta İsa’ya olan inancı veya Hıristiyan inancı uğruna zulme uğrayarak ölen kişiyi ifade etmekte.
Yahudilik de burada kiddush hashem yani tanrının adını ve yasasını yüceltmek için yapılan fedakârlığı ifade ediyor, Budizm’de de şiddetsizlik ve tüm canlılara şefkat üzerine bir yaklaşım esas Bodhisattva ideali örnek verilebilir yani başkaları kurtarmak için nirvanaya girmeyi erteleyen kişiyi.
Hepsini yaşayan canlılardan biriside insanlar değil mi, hatalarla doğrularınca yaşayan? En pahalı kıyafeti giyin, son model arabalara, en çok mal mülk sizin olsun öldüğünüz de 2 haftadan uzun hatırlanmıyorsanız gerçekten fakir bir insansınız demektir.
Doğan Cüceloğlu’nun sözleri ile bitirmek istiyorum yazımı “Makam, mevki, rütbe, unvan; Bunların hepsi cekettir. Ceketi asar bir yere gideriz. Arkada sadece insanlığımız kalır.”


