okyanus kadar derdi olan değil dersi olan
En son ne için endişe duydunuz? Bu konu ile ilgili Ayfer Tunç “İnsan yüzyıl bile yaşamaz ama bin yıllık yaşayacakmış gibi endişe duyarmış”.demiş. Ben de ilave ediyor ve küçük dağları kendi yarattığına inananlarsa dağın eteğinde tek oturmaya bile endişe edermiş.
Fazla mütevazılığın eziklik olduğunu düşünenler başkasının hayalleri adına hakaret etmenin kahramanlık olduğunu düşünmeye devam etmesi ise kişinin tek bir adımına bakarmış diyorum. Bu haftamızın konusu “kendinle yaşanası yaşama”. Bu konuyu deneyimleyerek yazmak çok önemliydi benim için.
Sıradanlık büyüsü yazımda da inceden belirttiğim gibi yeni bir yolculuğa çıktım ‘kendimden kendime’. Bu yolculuğumda başta ilk akıl hocam olan yeri geldiğinde hatalısın diyen sayın babacığım Abdullah Kulu’ya ve akademik ilerleyişim için fikirlerini kıymetli bulduğum Umut Çil hocama teşekkürlerimi buradan iletmekten onur duyuyorum.
İlk kez gittiğim dili, kültürü farklı olan bu yerde kendimi biraz alıştırıp yayınlatmak istedim bu yazımı. Şuan da adriyatik denizine bakarak bunları yazmak garip bir duygu.
Beni buraya sürükleyen yaşamım burada da bana ders verdiğini ve daha da bir çok ders vereceğine eminim ki ilk giriş paragrafı da bu derslerden biri. Hayatı yüzme dersi olarak metaforite edecek olursam bazen boğulacak gibi, bazen dibe batmış gibi bazense sırtüstü güneşe bakıyor gibi yaşamak çok normal. Her zaman dilimi kendine özel ve yaşanası.
Elbet ki su üstünde sırt üstü durup güneşe bakmak da yüzüstü durup boğulmakta kendi elimizde. Kıymetli okuyucum, sizler de önce suya girdiğiniz için yani biriyle değil biri olmaya yeltendiğiniz için kendinizi tebrik edin başkaları okyanusunuza laf ediyor diyerek su birikintisi olmayın.
Bu haftayı kendi yolunda, her anın yaşanası olma ve bilinç konusuna atıf yapan Paulo Coelho’nun Veronika ölmek istiyor kitabını öneriyor ve sizleri kendi okyansunuzla başbaşa bırakıyorum.


