GRİ ŞEHRİN RENKLİ ADAMI

Kayıt Tarihi: 27.02.2025 09:17 - Son Güncelleme: 18.04.2026 09:10
YAZI
A

Bir zamanlar bir gökkuşağının iki ucunda iki ülke yaşarmış. Eskilerin anlattığı kötü hikâyeler yüzünden yıllarca birbirine gitmeyi reddetmişler.

Ancak bir gün bir genç adam buna karşı çıkmış. Gerekirse intikam alırım diyerek yola koyulmuş, günler geçmiş. Sonunda diğer ülkenin girişine varmış. Ancak girmeden bir şey dikkatini çekmiş. Bu ülkede herkes renkliymiş. Kendi ülkesindeki griliğe alışan genç bundan hoşlanmamış ancak yakalanma korkusu üzerine hemen kırmızı bir tişört giymiş ve ülkeyi gezmeye başlamış.

Şehrin güzelliğine hayran kalmış fakat hemen gardını indirmek istememiş. O sırada bir kadın ile çarpışmış. Genç kadın özür dilemiş. Genç adamdan biri ilk defa özür diliyormuş. O sırada sokakta bir ayyaşa gözü ilişmiş. Hemen dedesinden dinlediklerini hatırlamış. Gidip bilerek ayyaşa yumruk atmış.

Ayyaş şaşırmış ve hırsla karşılık vermiş. Genç dedesinin dediklerini doğrulamış ve şehrin ortasında bulunan koca heykeli aleve vermiş. Herkes ellerinde su kovası ile koşmuş. Gence kızmaktan çok heykel ile orman arasını ıslatıyorlarmış. Birisi neden kendi ülkene bunu yaptın demiş.

Genç ilk baş intikam hazzını hissettikten sonra kendinden utanmış. Ve yangın söndükten sonra ne hesap vereceğini düşünmüş. Sonunda itiraf etmeye karar kılmış. Öyle de yapmış, halk dinlerken içlerinde tepkisi sert olanlar olsa da diğerleri onları sakinleştirmiş. Ve gence işin doğrusunu anlatmışlar.

Genç giderken mutluymuş. Önceden de yüzü gülüyormuş ancak güldüğü şeyler artık farklıymış. Ülkesine döndüğünde halk bu kırmızı tişörtlü adama inanmamış ve onu delilikle yaftalamışlar. Kırmızı tişörtlü adam gri şehrin duvarlarında kahkahalar atarak çocuklarla oynamaya ve onlara hikâyeler anlatarak yaşamış ve o çocuklarla renkli şehrin yeni turistleri olmuş.

Bu hikâye insanların çekincelerine, korkularına rağmen bir adım atıp konfor alanından çıkmanın hep kötü sonuçlar doğurmayacağını, görmek ile bakmanın farklılığını anlatıyor.

Alejandro Jodorowski’nin de dediği gibi “Kuş kafeste doğarsa, uçmanın bir hastalık olduğunu düşünür.” İçinizdeki gri şehre renk getirmek için çekinmeyin. İlk adım hep sağlam olmak zorunda değil. Titreyen bir adım atmak hiç adım atmamaktan iyidir.

ETİKETLER:

Nisa Nur KULU

Nisa Nur KULU

Yazarın Diğer Yazıları