Üçe kadar sayıyorum
“Kelebeklerin bile çocuklardan daha uzun yaşadığı bir coğrafyada size hangi şiiri yazayım ?”demiş Ahmed Arif. “Gökyüzüne bakan ilk kişi son kişi olmamalı” yazımda da atıfta bulunduğum bir yer aslında.
Hayatta en kolay sevindirecek canlılardan birinin çocuklar olduğunu düşünüyordum ancak şimdi düşünüyorum da başının üstünden füzeler, annesinin ve babasının cesedi yanından geçen çocuk, arkadaşının yanarak öldüğünü gören çocuk hemen sevinecek mi? Çocuk olmak her coğrafyada, zengin fakir her ailede zor elbet.
Bunun nedeni ailenin, çevrenin ona karşı beklediği baskılardan da mütevellit. Ancak sadece yaşamak, içilebilir su ve yenilebilir yemek beklemek bir çocuk için büyük bir beklenti değildir diye sizlerinde düşündüğünü umut ediyorum.
Peki, biz burada toplumsal farkındalık adına beklentisiz bir yazı yazıyoruz ancak bu bize ne kattı ne yapabiliriz kısmına gelecek olursam. Aslında “kimse” bir şey yapmasa bir şey yapılmasına da gerek kalmaz. Elinizde maddi bir gücünüz yoksa veya ulaştıramıyorsanız bunu destekleyenlerden uzaklaşın.
Unutmayın çocuk, bebek ölümünün dini, ırkı yoktur. Bebek Müslüman, Hıristiyan veya Yahudi herhangi bir dine mutasıp bir ailede olsun sonuç olarak bir bebek. Dini elinde değil, ırkı elinde değil. Ama başta bu konuyu ele alan benim sonrasında ise okuyan sizlerin elinde. Bu insani duygularınızın yerinde olduğunu sizlerin de hatırlatan bir yazıdır.
Geçtiğimiz günlerde kuru ekmek ile doğum gününü kutlayan minik çocuğu unutmamanız için. Yıllar yıllar evvel söylenen ancak etkisi halen devam eden ‘ceketin nerde?’ Sorusuna ‘ceketim yok babam öldükten sonra kimse bana ceket almıyor’diyen çocuğu, kardeşine oksijen verirken hayatını kaybeden koca yürekli ablayı ve daha nice şekilde “insanın elinin veya dilinin” dahi anlatamayacağı şekilde vefat eden çocuklar için yazıyorum.
Saklambaç oynarken üçe kadar sayan çocukların iki buçuk diyerek araya sıkıştırdığı masumane yaşamlarının hatırına sizlerinde bir üç saniye düşünmenizi umut ediyor, sizleri yazımla ve düşüncelerinizle baş başa bırakıyorum. Bilinçli haftalar.


