Geçmişin gemisi limana nasıl geliyor
Geçmiş geleceğe ayna olursa ilerleyebilir miyiz? İnsanların hemen hemen hepsi geçmişine takılır. Kimi oradan uzun bir süre çıkamaz kimi ise durumu bambaşka bir şekilde yönlendirir.
Mehmet Zihni Sungur “hepimiz geçmişimizin eseriyiz ama hiçbirimiz geçmişimizin esiri olmak zorunda değiliz.” Diyor. İnsanları birbirinden farklı kılan bir başka şey geçmişini nasıl kabul ettiği.
Kimi kendi yanlışlarını bilerek görmezden gelerek ilerliyor kimi bambaşka biri gibi davranıyor, bir başkası ise bambaşka bir şekilde benimsiyor. İzlediğimiz diziler, sosyal mecraların bazen baskılayıcı sözleri ister istemez aklımıza yer ediyor.
Oysa kendimize söylediğimiz sözlerin yeterince farkında değiliz. Kendimizle yaptığımız iç monologların hissettirdikleri. O bunu yaparsam bunu anlar bu şunu yapsam diyerek insanları nereye kadar tutabilirsiniz bilmem elbette ancak sonsuza kadar olmadığına eminim.
Bir de kendinizi geçmişinizle barıştırıp eğrilerinizi düzeltmezseniz yakın gelecekte aynaya bakacak yüzünüzün olmayacağına da eminim. İnsan hata yapma eğilimindedir. Hata yapsın ki af dilesin, doğrunun rahatlığına erişsin.
2. Abdülhamit han’ın dediği gibi “tarih değil, hatalar tekerrür ediyor”. Değerli okuyucum kendi hatalarını aynı bir tuvale atılmış fırça darbeleri gibi düşün , fırça senin elinde. Seni farklı kılan yanlışı ile doğrusu ile senin fırçanı eseri.
Umarım ileride gururla bakacağın bir resim inşa edersin diyor ve bu haftayı Victor Hugo’nun sözleri ile size teslim ediyorum. “ kimse senin dalgalarla nasıl boğuştuğuna bakmaz; gemiyi limana getirip getirmediğine bakar…”


