Sürüye katılmak için çıldıranlar çobanı eleştiriyor

Kayıt Tarihi: 18.04.2025 10:57 - Son Güncelleme: 17.04.2026 21:45
YAZI
A

Seni senden çalmışlar bu ne derin yalnızlık” demiş  İranlı şair ve resaam olan Sohrab Sepehri .Aidiyet duygusu ve toplumsal olarak yaşamaya meyilli olmamız doğruyu veya yanlışı ile sürüleştirmeyi mi gerektiriyor?

Şu aralar her konuda insanlar kalabalıklaşıyor. Üniversitemde, ülkemde, başka bir ülkede ve hatta arkadaş çevremde. İyi de neden bu kadar gruplaşma merakına sahibiz? Elbetdeki yakın hissiyatlar veya fikirler bizi toplumsal mekânlarda yakınlaşmaya iter ancak günümüzde bu ne kadar yapılıyor.

İçinde maruz olduğum ortama bakıyorum insanlar fikri olmadığında bile rol model belledikleri olgunun kalabalığına karışıyor. İçine karıştığı olgu onu karanlığa sürüklese de onu sınırlaştırsa da kalabalıkta sıradanlaşıyor. İşin garibi bundan da memnun kaldığını iddia ediyor ancak sorsan kalabalığın sebebini bilmesi meçhul.  Size bir anımı anlatayım.

Ağaç dikme etkinliğine gittik ve oranın bir adamını bir saat soğuk havada dışarıda ayakta bekledik. Yaşlı, genç, çocuk hepimiz. Birisi bile ya ağaç dikeceğiz neden bekliyoruz demedi benim dışımda. Ki ben gerçekten ağaç dikmeye geldiğimizi sanıyordum. Neyse bu adam geldi adamı beklerken bir amca vardı o ayağa kalktı bu adam kameralar karşısında ağacın poşedini yırttı öbür adam dikmeyi anlattı yani bildiğimiz toprağa yerleştirdi. Soğukta nerede kaldı bu adam diyenler adam poşeti yırttı diye alkış kıyameti kopardı.

Sonra hadi beklediğimize değsin bari dedik. Bu sefer herkes telefonları çıkardı ya bizi çekmek istediler ya da kendilerini çekmemizi. Bu trajikomik olayın tek iyi yanı gösteriş meraklısı da olsalar ağaç dikmiş olmalarıydı. Elbette hepsi demiyorum içlerinde olması gerektiği gibi bizim gibi ağaç dikenler de vardı. Ağaç dikiminin sonunda da tabi ki fotoğraf çekimleri istendi.

Biz olayı anlayınca yok istemiyoruz dediğimizde ise “ağaç dikmeye” gelenlerden bir abi ‘facebooka foto koyacaz biz sizde paylaşırsınız dedi’ gerçekten ciddi mi dalga mı geçiyor derken çok şükür zaman geçti. Bu sürümüzde de görüyorsunuz ki çobanlarına kızan ama onun kadrajı için bir saat bekleyen bir sürü gördük.

Bireyler beklemenin gereksiz olduğunun ve adamın ağaç dikmeyeceğini biliyorlardı hatta adama sövgülerini de kısık sesle söylediler ancak yüzünü görünce maskeler ile övgülere dönüştürdüler. Çünkü gruptan atılmak istemiyorlardı. Belki bir gün akla mantığa uygun bireyselliğin bilincinde bir grup olur. Bu grup arasındaki muhabbetin doluluğu ve zamansızlaşmasının lezzeti alınır kim bilir.

 Değerli okuyucum kimsin, kaç yaşındasın bilmiyorum ama çevreni kaybetmekten korktuğun için sustuğun fikirlerin bir gün başkası tarafından gerçekleştirilince üzülmeni istemem. Dengini aramaktan önce kendini ara. Yunus Emre’nin de dediği gibi “küçük insanlar dengini, büyük insanlar kendini arar.” 

ETİKETLER:

Nisa Nur KULU

Nisa Nur KULU

Yazarın Diğer Yazıları