KARANLIKTA UÇUŞAN BEYAZ KELEBEKLER
Bazen karanlığa düştüğümüzde aydınlığın gelmesi için beyaz umutlar ortaya atarız. Bu umutlar aydınlık gelesiye kadar bizi ayakta tutar.
Örneğin iflas eden bir adam eve döndüğünde çocuklarının gülümsemesini görüp aydınlıkları için çabalama isteği güdebilir. Bazense karanlıktaki bu umut parçacıkları insanı elindekilerin kıymetini kaybedesiye kadar bilmemesi üzerine kişiyi yıkabilir.
Bu duruma sanat tarihi üzerinden bir örnek verecek olursak Van Gogh’un “mahkûmlar dönüyor” adlı tablosu örnektir. Bu tabloda 37 tane mahkûm volta atarken tablonun üst kısmında iki tane uçan beyaz kelebek vardır. Bu tablo Van Gogh’un akıl hastanesinde iken yapmış olduğu bir tablodur.
Tablonun anlamı mahkûmların çaresizliğine rağmen beyaz kelebeklerin umut ışığı ve masumiyet sunmasıdır ancak bazı yorumlara göre ise kelebekler, kaybedilen masumiyetin de simgesi olabilir.
Van Gogh 37 yaşında hayatına veda etmişti. Tablodaki kelebekler umutsuzlukların içinde uçuşan kelebeklekler miydi yoksa umut mu kişinin bakmak istediği pencereye göre değişmeye devam ediyor.
Hayat peronundan umut dağlarına bakan pencerelerimizi temiz tutmayı unutmayalım. Pencereler bazen kirlense bile dışarıda bizi bekleyen umut taneleri hep olacak.
Yolun sonundaki kişi kim
Her şeyin anlamı olması gerekir mi? Çiçeklerin, renklerin, şekil ve kesimlerin, mimarilerin, çatal bıçak koyma yerlerinin bile anlama geldiği dünya’da bu anlamlandırma çabası zorlama mı yoksa zorunluluk mu?
İnanılan üç büyük dinler incelendiğinde ki bunlar Hıristiyanlık, İslam ve Hinduizm’dir. Hepsinin amaçladıklarına ulaşmakta bile bir anlam vardı. Örnek verecek olursam Hinduizm’e göre dünyaya gelişin amacı “mokşa” adı verdikleri ruhsal kurtuluşa ermektir.
Mokşaya ulaşmak için yoga yapan Hindular yoga hareketlerine anlam yükler. Aynı İslamda namazın, Hristiyanlıkta ayinin anlamının olması gibi. Farklı amaçlar ile gelen veya gelmesi istenen ideolojiler için de bu geçerlidir.
Anlam sorgulama ile gelir. Sorulan soruların cevaplarını arama insanın öz benliğini de birlikte getirir. Her insan kendi yolculuğunu tadar. Bazısı benimde sorularım var elbet ama arayacak kadar ilgim yok der bazısı bir yere kadar ilerler.
Ancak çok az sayıda insan yolun sonuna varır. Peki, yolun sonunda ne vardır? Yine kendisi. Ancak yolun başındaki ham bireyden başkadır. Yol başlarda karanlık gelse de ilerlemekten vazgeçmemek gerekir.
Işığınıza güvenin. Bilal Karabulut’un da dediği gibi “Işığı önünde ara. Geçmişte kalan gölgendir..”


